| Abitur Diploma töreninde yapacagı konuşması - |
| GK Möckelmann | |
| Mai 2005 | |
Sevgili Abitur mezunlarıDeğerli İstanbul Lisesi velileri, öğretmenleri ve dostları Sizleri bu akşam Alman Başkonsolosluğu’nda konuk olarak görmekten büyük memnuniyet duymaktayım. Başarılı Abitur mezunları ile birlikte bu akşam aramızda bulunan tüm 65 senesi mezunlarına da özellikle ‘hoş geldiniz’ demek isterim. Sizler öğrenciler, öğretmenler ve bu önemli sınavın kaçınılmaz heyecanını çocuklarıyla birlikte yaşayan veliler, yorucu olduğu kadar başarılı bir yılı geride bıraktınız. Abitur sınavı yazıldı, kontrol edildi ve sonucu heyecanla beklendi. Ortaya çıkan tablo, sarf edilen tüm çabalara değdiğini göstermektedir: tam 107 öğrenci, İstanbul Lisesi’nin temel eğitim-öğrenim özelliklerinden olan Abitur sınavında başarı göstermiştir. 17 öğrenci Abitur sınavını „pek iyi“ derece, 46 öğrenci ise „iyi“ derece ile bitirmiştir. Bu fevkalade bir sonuçtur ve tüm mezunların not ortalaması 2,7 olması Almanya’dan gelen sınav müfettişi Bay Müller’i de bir hayli etkilemiştir. Bir diğer çarpıcı husus ise 1997/98 senesinde gerçekleşen eğitim-öğrenim reformundan sonra İstanbul Lisesi’ne katılan 33 öğrencinin - zorlaşmış şartlara rağmen - girdikleri Abitur sınavında diğer öğrencilerle aynı başarıyı göstermiş olmalarıdır. Hepinizi başarınızdan dolayı candan tebrik ediyorum. İki gün öncesine kadar ÖSS sınavına hazırlanırken bir haylı yorulan öğrencilerin gösterdikleri performansını da bu noktada takdirle vurgulamak isterim. Sizler öğrenciler ve veliler, Abitur diplomasının öğrenim ve meslek hayatında sağladığı olanaklarının bilincindesiniz. Abitur, dünyaçapında geçerliliğe sahip prestijli bir sınav olduğundan Alman Hükümeti, öğrencilerin hem Abitur hem ÖSS sınavına hazırlanmasının ne denli zor ve yorucu olduğunu bilmektedir. Bu nedenle Abitur’ un - olabildiğince yakın bir tarihte - Türk üniversitelerine giriş hakkı olarak tanınması için Türk hükümeti ile yoğun temaslarımız vardır. Değerli konuklar Geçtiğimiz eğitim-öğrenim yılında İstanbul Lisesi Türk eğitim sistemindeki seçkin yerini bir kez daha pekiştirmiştir. Kültür haftasının çok güzel geçmesinde emeği olan tüm çalışanları tebrik etmek istiyorum. Çok sayıda konuklar, sunulan etkinlikler çerçevesinde öğrencilerin sanatsal ve kültürel performanslarını izlemeye fırsat bulmuşlardır. Bu vesile ile İstanbul Lisesi, sahip olduğu prestijini sadece mükemmel eğitiminden kaynaklanmadığını kamuyoyuna bir kez daha gösterebilmiştir. Okul kollarının kültür haftasında gösterime sunduğu sanatsal faaliyetlerden başka İstanbul Lisesi bu sene yine fen alanında üstün başarılı çalışmalarıyla dikkat çekti. Sizler öğrenci, öğretmen, veli ve mezunlar, bu seneki TÜBİTAK fizik yarışmasında dereceye giren Bilkan Erkmen ve Serdar Karatekin ile gurur duyabilirsiniz. İki öğrenciyi ve tabii ki öğretmenleri Rüdiger Weisskirchen’i çok tebrik ediyorum. Kendisi, gösterdiği özveri ve çabalar sayesinde bir öğrenci takımının fizik alanında bir kez daha dereceye girmesini sağlamıştır. İtiraf etmeliyim ki, fizik uzmanı olmayan biri olarak iki öğrencinin yapmış oldukları deneyle özellikle Einstein senesinde Nobel ödüllü Alman fizikçinin kuramlarını çürütemeklerine memnun oldum. Değerli konuklar Bünyesinde bir Almanca Departmanı barındıran devlet okulu statüsündeki İstanbul Lisesi, onyıllardan beri Almanya Federal Cumhuriyeti tarafından büyük mali destek görmektedir; okulda halen 33 Alman öğretmeni görev yapmaktadır. Kuşkusuz bu olgu İstanbul Lisesi’ni diğer Anadolu liselerinden farklı kılmaktadır. Almanca departmanı, İstanbul Lisesi’nin temel parçası haline gelmiştir. Okul yönetimi, öğretmenler, veliler ve mezunlar derneği arasındaki güvene, şeffaflığa ve yakın işbirliğe dayanan ilişkiler sayesinde İstanbul Lisesi’nin üstün eğitim kalitesi gelişebilmiştir. Başarı sırlarından bir tanesi, karar mekanizmasının şeffaflığında yatan ekip ruhudur. Alman hükümeti buna büyük önem vermekte olup bundan sonraki desteginin bilinen ölçüde devam etmesini aynı ruh ile ilişkilendirmektedir. Sözlerime bir başka noktaya daha değinerek son vermek istiyorum. Bildiğiniz gibi bu akşam aramızda 65 senesi mezunları bulunmaktadır. Onlar, Almanya’nın yurtdışı eğitim çalışmalarını yeniden ele alımasından sonra Alman öğretmenleri tarafından kesintisiz eğitim gören ilk mezun grubudur. Tam 40 sene önce İstanbul Lisesi’ nden mezun oldular ve çoğu Türk toplumunda üst düzey ve saygın yerlere gelebilmişlerdir. 40 sene boyunca mezun oldukları İstanbul Lisesi ile olan bağlantılarını hiç koparmamışlar ve böyle olmasından büyük gurur duymaktadırlar, buna eşim ve ben okulda gerçekleşen bir etkinlik sırasında tanık olduk. 65 senesi mezunların, hem okullarına hem birbirine olan bağlılığı gerçekten övgüye değer. Onlar hepsi erkek mezunlar oldukları için bugünki mezunlar kadar şanslı değillerdi, zira onların zamanında İstanbul Lisesi’nde kız okutulmadığı için bu akşam burada gördüğüm alımlı, güzel kız okul arkadaşları olamamıştır. Sevgili mezunlar 65 senesi mezunlarını örnek alınız! İstanbul Lisesi’ni hep iyi ve güzel anılarıyla hatırlayınız. Mezunlar derneğinde faal olunuz ve unutmayınız ki: sizler, 65’li lerden farklı olarak, kazandığınız diplomanın sayesinde Alman öğretmenlerin size 5 yada 8 senelik İstanbul Lisesi eğitim hayatınızda tanıtmaya çalıştıkları Almanya’da yükseköğrenimi görmeye hak kazandınız. Beni dinlediğiniz için teşekkür eder, geleceğin size sağlık, mutluluk ve başarı getirmesini dilerim. |







